03 1 / 2012
Bir Üst Geçit Parasına
Kaç kişinin aklına gelmiştir bilmem ama, yüze yakın kişinin “bu iş olmaz” ya da “bu iş böyle yapılmaz” dediğine şahit olmuşumdur Pardus’la ilgilendiğim altı sene boyunca. Bazıları işin içinde TÜBİTAK var diye, bazıları biz varız diye, bazıları da atılan adımları ve yapılanları doğru bulmadığı için konuştu, durdu.
Tekerleği yeniden icat etmeyin dediler herhangi bir dağıtımı temel almayacağımızı söyleyince, zamanında cesur bir hamle ile hiçbir dağıtımın yapmayacağı şeyi yapmak istedik ve “olmaz”ları dikkate almadık. Çok yetenekli olmasa da, sade ve kullanışlı araçlarımız oldu. Son baktığımda, bir geliştiricinin yüzlerce (abartı değil) paketin bakımını tek başına yapabildiği kadar basit bir paket yönetim sistemine sahiptik. KDE kullanan dağıtımlar arasında hala “en güzel KDE dağıtımı” olduğumuz söyleniyormuş, “Avrupa” görenler öyle diyor.
Başkalarının adımlarını izlemeliydik bazılarına göre, yeni bir yol denememeliydik. Debian’ı almalıydık, onu yaymalıydık. Onu başkaları da yapabilirdi, özel sektörden mesela. UEKAE bize ar-ge için fena olmayan bir bütçe (her iki sene için bir üst geçit parası) ayırmıştı, en kısa zamanda bir ürün ortaya çıkarma baskısı olmadan çalışma şansına sahiptik. Türkiye’deki şanslı ekiplerdendik yani. Birşeyleri araştırdık, yazılım geliştirdik ve ar-ge yapıyoruz dedik, çok tepki geldi. Deney tüplerimiz yoktu, ondan oldu hep.
Yoda “there’s no try” der ya, çeviriyi yanlış anlayanlar utansın, “deneyerek bulma” olamamalıydı. Laf edenlerin çoğunun Bilkent Linux ve LKD listelerini müdavimlerinden olunca dikkate aldık, ama yine de çoğunun dediğine uymadık. “Konuşması kolay, kodu görelim” (Talk is cheap, show me code” - Linus Torvalds) dedik, bozuldular. E-posta listeleri ve forumlar dışında hareketlerini göremediklerimize “kendilerine özgürler” ismini verdik. Her şey serbest, ihtiyacın olan her şey ortada. Durma, gidip yapsana?
Kızdık çoğuna, “Sen kendi projeni başlat, istediğin gibi yap, ya da git projeyi çatalla” diye sitem ettik; ama olay Türkiye’de geçiyor ya, onlar konuştu, biz işi kendi bildiğimiz gibi yapmaya, bol bol denemeye devam ettik.
Bazı zamanlar, istemeden veya farketmeden, katkısı olanları da bu gruba kattık, burada yanlış yaptık ama her tartışmanın ardından, onca laf söylendikten sonra hepimiz (biz, ve -sözde-onlar) yine aynı kümede toplandık.
Altı sene sonra, beş büyük dağıtımdan biri olamadık, sadece birkaç kuruma özgür yazılım sokabildik ama en azından denedik.
İki senede, bir üst geçit parasına.
Kalıcı bağlantı 1 yorum